Gencebay Arabeskinden 6 Örnek Parçanın Müziksel Yapısı

Orhan Gencebay Arabeskinden  6 Örnek Parçanın Müziksel Yapısı

 

Orhan Gencebay, 1968-1987 yılları arasındaki 15 plağının içindeki parçaların tek tez ritm, makam, müziksel yapı ağır­lığı ve teknik özellikleri hakkında bilgi verdi. Aşağıda, deği­şik tarihli plaklardan seçilmiş ve böylece tekniğinin gelişimi­nin müzik yapısına etkisini de yansıtan altı Orhan Gencebay parçasının müzik yapısı hakkında Orhan Gencebay ve Yeni Türkü Topluluğundan müzisyen Selim Atakan'ın belirleme­leri bulunmaktadır:

Bir Teselli Ver (1968, Toplu Kayıt)

Orhan Gencebay: Yapı itibariyle, kürdili hicazkar ve mu­hayyer kürdi karışımı; ritm olarak düyek ritmiyle Batı ritm-lerinin slow ritmini içeren bir yapısı vardır. Enstrümanları her türlü kullanmak mümkündür. Ben de orada yaylılara bi­raz ağırlık vermiş gibi görünsem de, şimdi şu anda yapsam, her türlü yoruma açık olan bir yapısı olan bir parça olduğu için, önem taşıyor. İlk defa o grup çalmıştı. Orhan Borarlar çalmıştı. Hayatlarında ilk defa Türk Müziği çalıyorlardı. Korkuyorlardı çalabilir miyiz diye; ben de korkuyordum aca­ba ne netice alabilirim diye. Netice iyi olmuştu.. Beste yapı­sındaki ağırlık hakkında Deryada Bir Salım Yok gibidir diyeceğim, yani kesin halk müziği, sanat müziği, oryantal, ya­hut ta Batı ağırlıklıdır demiyorum, ortada olan bir yapıdır. Hepsinden birer katkı vardır. Böyle söylediğim zaman şu çı­kıyor ortaya: Çok özellikli, çok özel bir duyumdur..., yani Or­han Gencebay oluyor işte daha ziyade. Ağırlık olunca da Or­han Gencebay ama, bu daha ziyade Orhan Gencebay; yani benim tarzım olmuş oluyor. Çok sesliliğe çok müsait; arasın­da gitar kullandığım bağlama akorları vardı.

Selim Atakan: Orhan Gencebay, parçanın başında bağla­mayı halk müziği tipinde kullanmış. Elektro gitar çalıyor ta­bii; bu bir ses değişikliği getiriyor. Ara nağmeleri çalan alet­lerin bileşiminde solo yok. Arada bağlama uzun hava yapı­yor; gitar gibi akor basılmış olan bağlama ona cevap veren ve kaydırma olmadan Batı tekniğiyle çalınmış keman; üst ok­tavdan aynı melodiyi çalan kaval ile birdenbire Akdeniz sesi gibi giren ve tınıyı değiştiren akordiyon. Vurmalı aletlerde, davul ve darbukalarla hâkim Türk ritmi; buna ek olarak tı­nıyı değiştiren zilli çalgılar ve tef, ki bunlar Türk müziğinde normal olarak bu kadar önde kullanılmıyor. Altyapı-üstyapı ayrımı yok; geleneksel Orhan Gencebay'm söyleme tarzı sa­nat müziğine sadık, yani düz ve sakin. Sesin vibratosu önem­li, İnsan sesi müzik aleti gibi. Bence Orhan Gencebay'ın mü­ziğine farklılığını veren, arabesk yapan_özellikler:_l) Düz no­tayı, çarpma (tiril), kaydırma (portemento) ve tremelo ile süslemeler. 2) Şarkıda gecikmeli söyleme, yani nota üzerinde ritm dışına çıkıp gecikerek söylemek ve sonradan ritmi yaka­lamak. 3) Entonasyon (volyum arttırma). Bu parçada ayrıca İstanbul müziği niteliği var.

Hor Görme Garibi (1969, Toplu Kayıt)

Orhan Gencebay: Ritm oldukça tempolu ve hareketlidir; arabesk ritmidir. Uşşak makamındadır. Çok sesliliğe giriş yapısında olan melodik bir yapısı vardır.

Selim Alakan: Arabesk havasını veren bir unsur olan ge­cikmeli söyleme yine var. Sözle ritm arasında bu gerilim, ya­ni şaşırtmaca, uyandırma akıllı müziğin kurallarından biri­dir. Ritm, Bir Teselli Ver'dekinden öne çıkmış ve bateri kul­lanılmış; Klasik Türk Müziğinin bu açıdan 4/4'lüğün hızlan­dırılmış nüansıyla eski Akdeniz havasını veren bir parça. Bağlama yine gitar gibi akorla çalınmış. Batı müziğindeki gi­bi sololar var, kavalla bağlama soloları. Bir Teselli Ver'den çok daha batılı bir yaklaşımı var; arada bağlama uzun hava yapıyor yine. Söze paralel olarak çalan kaval var sadece. Söz bitince kemanlar cevap veriyor. Çok önde, belirgin yanıtlar. Form ötesinde kemanlardaki süslemeler ve kaymalar da Arap müziği gibi. Klasik Türk Müziği'nde arkadaki aletler sözlerin melodisini yakın bir şekilde takip eder. Arabeskte ise, bazen takip ediyor bazen de sözlerin arasında; enstrü­manlar sese melodik yanıt veriyor. Kontrapuan önde. Halbu­ki Klasik Türk Müziği'nde kontrapuan önde değildir ve ara nağme şeklinde şarkının melodisinden oluşur. Halk müziğin­de de kontrapuan önemli değildir, enstrüman arkada karar sesinde kalır. Melodik yapısıyla Türk Sanat Müziği, bağlama ile halk müziği özellikleri gösteriyor. Kontrapuan, partisyon­ları ile Batı özellikler var ama bu parçada da altyapı üstyapı ayrımlı değil.

 

 

 

 

 

 

Batsın Bu Dünya (1975, İki Kanal Kayıt)

Orhan Gencebay: Makamsal özellikler olarak, nihavend üstünde uşşak vardır. Aslında nihavenddir parça, ama me-yaıvüzerimfe- işlenen- -yapa -uşşaktır.- E-itıiî- -olarak- serbest -bir • bölümü var, ondan sonra düyek kısmı girer; düyekle slow arasında oynayan bir yapı gösterir. Enstrümanlar, Batıyla Türk enstrümanlarıdır. Beste yapısındaki ağırlık yine özel­dir.

Selim Atakan: Arap tarzı kontrapuanlar öne çıkmış. Dik­kat çeken yanı, çok özgün bir şarkı olması. Ritm önemli. Gö­bek dansı ritmi; galiba o yüzden de Arap gibi deniliyor. Ama bu müziğe Arap müziği demek çok yanlış, müziğin öyle bir kuralı yok ve Orhan Gencebay'ı dinleyince onun kesinlikle yeni bir şarkı yaratmak amacıyla yola çıkmış olduğunu anlı­yorsunuz. Parçadaki bas gitarın çalınması gösteriyor ki Or­han Gencebay'ın çalışmaları mecburen, piyasadan kendine eşlik eden icracıların sınırlamasına tabi.

Hatasız Kul Olmaz (1976, Dört Kanal Kayıt)

Orhan Gencebay: Hatasız Kul Olmaz, dört kanala geçtiği­miz zamanın iyi örneklerinden biridir. Zaman zaman çok sesliliğe giriş araştırması vardır, uu Birkaç sesli yalıtmada belki bazılarına göre, entonasyon tutmayabilir; kullandığı­mız trompetlerde. Ben bunun haricinde olumlu bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Ritm, Ankara ritmiydi; 2/4'lük, halk müziği ritmidir. Üstündeki melodi de, halk müziğine dönük bir ezgi yapısındadır. Ancak orda kalmaz. Yalnız yapısı 'hatırlatır'. Ankara tavrı, o 2/4'lük kostak ritm şekli vardır; mesela "Fidayda" gibi. Fidayda, Ankara'nın ve İç Anadolu bölgesinin özelliklerini çok iyi anlatan ritm ve melodik yapı­ya sahiptir. Hatasız Kul Olmaz'da onu hatırlatan bir yapı vardır, ritm olarak. İkinci ara nağmesinde serbest bir bölüm var, emprovize, bir taksim nitelikli halk müziğini de içeren, Türk Sanat Müzigi'ni de içeren; bir bakarsınız sanki cazın özelliklerini de hatırlatan ufacık nüanslar da vardır.

Selim Atakan: Orhan Gencebay, Türkçenin özelliği olansonu sessiz biten kelimelerde vibrato yapıyor. Bu parçada, yine gösteriyor ki, Orhan Gencebay'm önemi özgün şarkı yapmasında. Bu müzik Arap müziği değil; özelliği 'blended' (harmanlanmış) olması. Parçada batı düzenlemesi hâkim. Altyapı ortaya çıkmış, bateri ve basın çalmışı ile. Keman var, Arap usulü çalınmış, ancak arka planda. Söyleme tarzı Türk müziği gibi. Elektronik ve normal bağlama Orta Anadolu tarzında halk müziği çalıyor. Obua ve trompet kullanışıyla da son derece güzel 'blend' edilmiş. Yalnız sondaki elektronik gitar çıkıntı gibi duruyor - Majör ton üzerine minör tonda kontrapuan yapılmış, bu, Amerikan zenci müziğinde de var ama onlar kaydırarak yapıyorlar bu işi, kaydırarak yapıyor­lar. Ne majör ne minör olarak. Batı müziğini değişik kültür­den birisinin yanlış algılamasının bir örneğidir bu; orkestra­da solo atmak gibi.

Yarabbim (1979, 8 Kanallı Kayıt)

Orhan Gencebay: Muhayyer kürdi makamında ve arasın­da acemeşiran, yahut ta acem geçgisi olan değişmeli ritmler-den oluşan bir parça, ritmler şunlar: Başta bir serbest Batı •etkinliğini görürüz, melodik olarak takip eder; ondan sonra senkoplu aşık ritmi gelir, ardından da düyek ritm. Klavyeyi fazla kullanmıştık, solo vermiştik. Vokalistler devrededir, yaylılar da partisyon düzeni, işbölümü daha güzeldir. Birçok enstrüman solo yapar. Renkli bir parçadır. Beste ağırlığı yi­ne ortadadır; ama yine arada bazı geçgiler, Türk Sanat Mü­ziği özellikleri taşır.

Selim Alakan: Synthesizer ve buzuki tekniğinde elektro bağlama kullanımı ve kaval var. Armoni akor kullanımı. Ritm ön planda. Orhan Gencebay'm Akdeniz, Batı ve Türk özelliklerini yansıtan en iyi parçalarından biri. Kadınlardan koro kullanımı, Mısır müziği özelliği, ancak oraya da Afrika'­dan gelmiş olması muhtemel. Kemanların kullanımı ne Batı ne de Arap gibi. "Şarkı" yine ön planda; introda şarkıya da­hil.

Sendin (1987, 32 Kanal)

Orhan Gencebay: Düyek ve arabesk ritmden oluşan, Türk Sanat Müziği ve yer yer de halk müziği ağırlıklı tam bi­zim duyumumuzdan oluşan bir parça. Başlarında serbest bir bölüm var. Ritm sonra giriyor. Hüseyni, gerdaniye ağırlıklı, muhayyer ve uşşak seyrinde olan bir parça.

Selim Atakan: Teknik iyice gelişmiş, bas gitarla ritm iyi­ce ortaya çıkmış. Gitar tekniğinde elit bir üslup var, armoni hâkimiyeti başlamış. Altyapısı, İstanbul hafif müziği gibi, yani karakteri 'blend' şarkılarından farklı. Gecikmeli söyle­me önemli bu parçada; bu söyleme tarzı Orhan Gencebay'ı tanımlamak için önemli. Yıllar içinde teknik fark aşikar an­cak Orhan Genebay'ın özgün şarkı üslubu her zamanki gibi. Belli ki, kendisi daha en baştan bu üslubu kafasında yakala­mış.

Gencebay Arabeski Şarkı Sözleri Çözümlemesi

Orhan Gencebay'ın Şarkı Sözlerinde Temel Sözcükler ve Sıklıkları

Aşk: 374; aşık: 21; alem: 15; ahret: 3; acı: 70; ızdırap: 28; ayrılık: 4.1; afet: 10; arkadaş: 8; Allah: 24; alınyazı: 13;

Boş: 10; baht: 30; ben: 436; boynubükük: 7; beden: 7; bık­mak: 19; biz: 123; bulut: 2; bahar: 15;

Çile: 40; can: 83; can vermek: 15; çare: 53; çekmek: 81; cennet: 8; cefa: 14;

Dert: 259; delidivane: 4; deli: 19; dost: 13; derman: 14; dua-beddua: 10; duman: 2; dil: 46; dilemek: 16; dilenci: 2; dünya: 114; dönmek: 50;

Ecel: 25;

Felek: 30;

Günah: 30; gönül: 91; gece: 24; gündüz: 6: güneş: 18; ger­çek: 18; gençlik: 5; gözyaşı: 41; garip: 23; gel:-141; gün: 103;

güzel: 74; güneş: 18; gaye: 4;

Hak: 4; hayal: 11; hasret: 43; hakikat: 1; hayat: 54; hata: 8; ızdırap: 29;

İçmek: 29; içim: 10; isyan: 20; insanlık: 25; iyi: 2;

Kahır: 32; keder: 10; kader: 93; kanun: 8; kabahat: 3; kurban: 11, kavga: 8; karanlık: 6; kıymet: 14; kördüğüm: 7; kasırga: 2; kalp: 36; kış: 3; kötü: 9;

Leyla: 48;

Mevla: 10; mecnun: 17; mutlu; 63; mutsuz: 8; mahşer: 9; mevsim: 5; meçhul: 7; misafir: 3; mekan: 3; mahkum: 4; mer­hamet: 3; mesut: 10; mucize: 3;

Naz: 19; niyaz: 2; nazar: 4; neşe: 13;

Ömür: 18; ölüm: 9% özür: 2;

Perişan: 6; pınar: 10;

Rüya: 26; razı: 6; rüzgar: 13;

Sev: 626; sevenler: 18; sevgili: 136; sevdiğim: 57; sonsuz: 1; sır: 17; sabır: 18; sen: 600; sarhoş: 17; sitem: 3; ses: 22; söz: 34; suç: 8;

Şikayet: 6; şiddet: 1;

Tann: 18; talih: 15; temiz: 1; taze: 2; teselli: 9; karatop-rak: 3; tecrübe: 2;

Uslanmak: 3;

Ümit: 61; ümitsiz: 7;

Vefa-vefasız: 23; ver: 110; vicdan: 9; viran: 5;

Yar: 26; yaratmak: 30; yarab: 15; yaradan: 9; yara: 62; yarım: 22; yarınlar: 19; yazık. 22; yalnız: 28; yol: 76; yaşa­mak: 69; yaz: 4; yazmak: 13; yürek: 6; yıllar: 45; yıldız falı: 6; yalvarmak: 5; yakışmak: 2;

Zulüm: 21; zalim: 26; zaman: 50; zehir: 5

 

Temel Sözcükler ve Sıklık Ortalamaları

300-650 arası: aşk, ben, sen, sevmek, olmak; ' 200-300 arası: dert;

200-100 arası: dünya, gün, biz, sevgili, gelmek, vermek, bilmek;

100-50 arası: acı, can, çare, çaresiz, çekmek, dönmek, gö­nül, göz, güzel, hayat, kader, Leyla, mutlu, ölüm, sevdiğim, ümit, yara, yol, yaşamak, zaman, gülmek, sevenler;

50-30 arası: ayrılık, baht, çile, dil, felek, günah, gözyaşı, ibadet, ızdırap, kahır, hasret, kalp, söz, yaratmak, yıllar, ya­ban, dertli;

30-10 arası: aleni, ızdırap, affet, Allah, alınyazısı, bık­mak, bahar, can vermek, cefa, deli, delidivane, dost, derman, dua, beddua, dilemek, ecel, gece, güneş, gerçek, garip, hayal, hak, içmek, iç, isyan, ihsan, keder, kurban, kıymet, mevla, mecnun, mesut, naz, neşe, ömür, rüya, pınar, rüzgar, seven­ler, sır, sabır, sarhoş, ses, Tanrı, talih, vefa, yar, yarabbim, yarım, yarın, yankı, yalnızlık, yazmak, yorgun, zulüm, zalim, mehtap, korkmak, pişman, biçare, inanmak, ziyan, affet;

10-1 arası: ahret, arkadaş, boş, bela bulmak, beden, cen­net, dilenci, gündüz, genç, fayda, fırsat, gaye, hak, hakikat, hata, iyi, kanun, kabahat, kavga, karanlık, kördüğüm, hiç, kötü, mutsuz, mahşer, mevsim, meçhul, misafir, mekan, mahkum, merhamet, mucize, niyaz, nazar, nimet, özür, razı, perişan, sitem, şikayet, sefalet, sus, sille, şiddet, temiz, taze, teselli, toprak, tecrübe, uslan, ümitsiz, umut, vicdan, viran, yaz, yürek, yıldız, yalvar, yakarmak, yorulmak, yağmur, ze­hir, uçurum, çıkmaz, zül, sahte, tesadüf, mezar, düşman, si­hir, kâbe, kıble, melek, kin, nefret, hıyanet, sonbahar, boş­luk, kendini sevmek, hicran, hedef, kıskanmak, neden.

Benzer Sözcükler ve Toplam Sıklıkları

Aşk-Sevgi: 1057

Sevgili- Yar- Sevdiğim- Aşık- Sevenler- Dost: 333

Dünya- Alem: 129

Ahret- Mahşer: 12

Acı- Dert- Izdırap- Kahır- Zulüm- Keder- Mutsuz- Çek­mek- Ümitsiz- Boynubükük- Çaresiz- Perişan- Garip- Çile-Çilesiz- Yara- Mutsuz- Cefa- Hicran- Mahzun: 618

Zalim- Vefasız- Kötü- Ağlatıp gülen- Kahreden: 63

Mutsuz- Çaresiz- Garip- Boynubükük- Ümitsiz- Dertli-Meçhule giden- Seven- Sarhoş- Hicran- Mahzun: 142

Ayrılık- Yalnız: 69

Baht- Kader- Talih- Kısmet- Alınyazısı- Ecel- Felek- Yaz­mak: 220

Ölmek- Can vermek- Meçhule gitmek- Ecel- Karatoprak: 159

Arkadaş- Dost: 21

Boş- Yazık-, Günah- İyi- Kötü- Sahte- Güzel- Faydasız-Yalan- Ziyan: 195

Çare- Derman- Teselli- İlaç: 69

Sonsuz- Meçhul: 8

Ömür- Hayat- Dünya- Yaşamak- Rüya- Hayal- Gerçek-Hakikat: 255

Ömür- Hayat- Yaşamak: 141

Gönül- Kalp- İçim- Can- Yürek: 232

Gece- Gündüz- Yaz- Kış- Güneş- Rüzgar- Bahar- Kasırga-Mevsim- Bulut- Duman- Cennet- Pınar- Yağmur- Toprak-Mehtap- Yıldız- Sonbahar: 142

Gün- Yıllar- Zaman- Yarın: 225

Gerçek- Hakikat- Rüya- Hayal: 56

Allah- Yarab- Yaradan- Tanrı- Hak- Mevla: 78 Hata- Kabahat- Suç- Günah- Ayıp- Kötü- Boş: 58 Mutluluk- Yaşamak- Güzel- Neşe- Mesut- Umut- Ümit: 216

Meçhul- Sır: 24

Sitem- Şikayet- İsyan- Kavga- Başkaldırı: 43 Cennet- Kabe- Kıble- Mahşer- Ahret- Dua- Beddua- Ma­bet- Ecel- Felek- Melek- Kıyamet- Ahnyazısı- Günah- Allah-Yarab- Yaradan- Tanrı- Hak- Mevla- Baht- Kader- Talih-Kısmet: 357

Leyla- Mecnun: 25

Mazi: 8

Gencebay Arabeski’ni Ortaya Çıkaran Etmenler

Cumhuriyetin Osmanlı ile kültürel bağlarını kopartmak isteyen batlılaşma ideolojisi doğrultunda geri olarak algılanan ama yüzyıllardır kendine hakim bir geleneği olan Klasik Türk Müziğinin yeniden üretilmesinin mekansal ve kurumsal imkanları ortadan kaldırılıyor. 1925 yılında Tekke ve Zaviyelerin kapatılmasıyla önemli bir halka kopuyor (çünkü bu olay bir aktarım ve öğretim zincirine sahip olan Zakir Baş’ ların bu bilgileri ve bildikleri repertuarı artık aktaramamaları anlamına geliyor.)

            1926 yılında okullardan Klasik Türk Müziği Eğitimi kaldırılıyor (Bu 1976 yılına dek sürüypr ve hiçbir devlet kurumunda bu eğitim verilmiyor) ve 1930 lu yılların ortasında 20 aylık bir süre ile radyolarda Türk Müziği yayını yasaklanıyor. Bu müdahaleler müzik üretiminde boşluk yaratıyor. Öte yandan alaturka ve alafranga kutuplaşmasının nedenlerini hazırlıyor.

            Cumhuriyetin resmi müzik politikası ise bir yandan  konservatuar ve orkestraların kurulmasıyla desteklenen batı müziğinin geliştirilmesine bir yandan da II. Meşrutiyet sonrası Türk Milliyetçiliği akımının ideologu Ziya GÖKALP’in müziğe yaklaşımına (Türk halkına ait olan yalnızca Halk Türküleridir. Şark müziği denilen Klasik Türk Müziği ise hem eski medeniyete aittir hemde Bizans ve Arap kırması  olduğu için gayrımillidir. Çağdaşlık ve yeni medeniyet batı armonisindedir. O halde milli musikimiz memleketimizdeki halk musikisiyle garp musikisinin imtizacından doğacaktır.) benzer biçimde Türk Beşleri örneğinde de görüldüğü gibi halk müziğinin aronize edilmesine dayanıyor.

            1937 de Radyo devletleştirildikten sonra da Halkçılık ideolojisi doğrultusunda radyo ve devlet konservatuarında Halk Müziği derlenerek repertuar oluşturuluyor. Amcak bireyselliği kaybettiren notalama ve söyleme tarzı gibi icra özelliklerini önemli ölçüde standartlaştırıyor. Bu özelliklere uymayan Haik Müziği bestecilerine yayın denetiminde izin verilmiyor. Kısaca Türk müziğine yapılan müdahaleler Türk Sanat Müziği geleneğini tahrip etmiş, Türk Halk Müziği geleneğini ise bir tutuculuk şekline sokmuştur.

            ………………………

1938 - 1944 döneminde (2.dünya savaşı dönemi denebilir) yıllık film üretimi ortalama 2 adetti.Türkiye tarafsızlık politikası gereği yalnızca Amerikan filmleri ithal ediyor. İthalat açık Pazar olan Mısır üzerinden gerçekleştiği için beraberinde Mısır filmleri de geliyor. 1938 Kasım ayında başrolde zamanın tanınmış Mısırlı şarkıcısı Abdulvahhab’ın oynadığı Aşkın Gözyaşları filmi üç yıldır yeni bir film görmeyen halkı cezp ediyor ve caddedeki trafiği bile etkileyecek boyutta izdihamlara neden oluyordu. Böylece Türkiyede bir Mısır Filmler akını başladı. Yine 1938 de bu filmin çok rağbet görmesi üzerine Basın Yayın Müdürlüğü Mısır filmlerinin müziklerinin Arapça söylenmesini yasaklıyor. İşte bunun üzerinedir ki Türkiyede film müziği adaptasyonu sanayi doğuyor. Hatta meşhur Hafız BURHAN Aşkın Gözyaşları’nın türkçeye çevrilmiş güftesini plağa okumuş ve bu plak en fazla satılan plaklardan birisi olmuştur. Mısır filmleri 1948 de tamamen yasaklanmasına kadar 130 film gösterilmiş ve bu film müzikleri bazen aynı sözlerle bazen Türkçe olarak plaklara okunmuştur. Mısır Filmlerine şarkı yapan bestekarların başında Sadettin KAYNAK, sonrada Munir Nureddin Selçuk gelir. Sadi Işılay, Artaki Candan, Şerif İÇLİ, Şükrü TUNAR, Kadri ŞENÇALAR, Selahattin Pınar  da anılabilir.

            Mısır filmlerinin etkisi Türk Sinemasında bu filmlerden esinlenerek yapılan filmlerle ve mısır filmlerine adaptasyon yapan bestecilerin bu filmlere müzik yapması ve Munir Nureddin den Müzeyyen Senar’a Zeki Müren’e dek ünlü şarkıcıların oynadığı şarkılı filmlerin yapımını getirmiştir.

           

 

            1928’lerden sonra örneğin Haydar TATLIYAY’ın arap tarzı yay kullanması ve 1940 lardan sonra Sadettin Kaynak’ın Mısır filmlerine yaptığı besteler Arap Müziği sözünü ortaya çıkarmıştı ama Orhan GENCEBAY ile birlikte başlayan müzik tarzının Arap Gibi yada ARABESK adını almasının asıl kaynağı 1960ların başında popüler olan Suat SAYIN örneğine dayanır. Bestekar-Udi ve şarkıcı olan Suat Sayın dönemin en sevilen halk müziği icracılarından Ahmet Sezgin ‘i de meşhur eden Sevmek Günah mı adlı şarkısının söz ve müzik Suat Sayın a aittir diye yazmasına karşın Abdulvahhap ın şarkısından alınan bir ezgiye dayandığı ortaya çıkınca Arap Müziği sözü yaygınlaşmıştır. Bu şarkıda 11 kişilik bir yay gurubu hem arap gibi sözünü pekiştiriyor hemde müzik çevresinde bir örnek teşkil ediyor.

            Nitekin GENCEBAY’ın 1966 yılında Ahmet Sezgin için yazdığı ve Sezginin ününün yeniden canlanmasını sağlayan Deryada Bir Salım Yok adlı eserinde Gencebay 23 kişilik bir orkestra kullanıyor, muhayyerkürdi makamındaki eser senkoplu düyek ritminde ve vurmalı çalgılara önem verilen eserde Türk Müziği çalgıların yanı sıra Batı çalgılarından Gitar-vibrafon vb. kullanılıyor. 8-9 kişilk keman gurubunu batı tekniğinde çalan müzisyenler icra ediyor ve partisyonlar kullanılıyor.

            Zengin bir yapıya sahip olan eser geleneksel yapının dışına çıkmış ve halkın istediği duyumu yakalamıştı.

            1960 larda Suat Sayın Türk Sanat Müziği geleneğine kemanların toplu kullanımı, partisyonlu ve glisando lu çalış teknikleri ile Arap icrasından örnekler sokarken 1950 lerin sonunda Türk Halk Müziği içinde binlerce beste yapan Abdullah Nail Bayşu aynı zamanda Adnan Varveren ile birlikte Arap ve Hint Müziği düzenlemeleri ve uyarlamaları yapıyordu. Suat Sayın’ın şarkılarını kendisi ve yöreler üstü bir söyleyiş tarzı olan Ahmet Sezgin söylerken Bayşu’nun bestelerini de tarzı Güneydoğu yu yansıtan Nuri Sesigüzel söylüyor.

            Gencebay 1960 lı yılların ortasına kadar 2 yıl Bayşu’nun evinde kalıyor bir yandan Ahmet Sezgin in ekibinde bağlama çalarken bir yandan da Bayşu ile birlikte yaptığı bestelerle onun geleneğinden geçiyor.

            İşte GENCEBAY müziği 1960 ların tüm kesişen geleneklerini bünyesinde barındıran bir TÜRK MÜZİĞİ çeşididir.